cinsellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinsellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2015 Cumartesi

Heteroseksüel Bir Erkek Olmak Ne Demektir?

Ters bir noktadan başlamayı önereceğim: Meselemiz basitçe erkekliğin nasıl parçalanacağı ve patriyarkanın nasıl ortadan kaldırılacağı değildir. Bilakis, mesele halihazırda erkeklik denilen şeyin, kendisinden öteye kaçmaktan olan bütün hislerden, fikirlerden ve pratiklerden başlanarak, bütün bir farklılaştırıcı deneyimleri bastırmak üzere nasıl gelip yerleştiğinden hareketle, bu "kaçan" şeylerin nasıl daha yoğun bir şekilde örgütleneceği/tutarlı kılınacağıdır. Yoğun derken hem daha yaygın/kolektif, hem daha fazla içeriden demek istiyorum.

Arzu bütün bir yaşamı kuran faaliyetlerin tümü olarak görülmelidir. Böyle görüldüğünde, yaşam, gerçeklik, bütün bağıntılarıyla cinsel/libidinal bir faaliyetler çokluğu olarak düşünülecektir: Gerçekliğin sentezlenme faaliyeti. Bir kitap okurken, metni, kendi oluşumumuzun parçası haline getirir (metin akışından bir parça keser), sonra onu bir başkasına farklı bir düzlemde bir şekilde (anlatarak, kitabı hediye ederek, o metni kendi parçamız kıldığımız oranda davranışlarımızla vs.) aktarırız (yeni bir akış üretiriz.) Libido işte, bu şekilde gerçekliğin kolektif inşası faaliyetinin motoru olarak görülmelidir. Libidinal faaliyet (arzulama) sayesinde, güneşle, kitaplarla, filmlerle, bitkilerle, hayvanlarla, başkalarının başka parçalarıyla bitimsiz ve üretken bir ilişkiye girer ve hem kolektif olarak bir gerçekliği üreterek onu tutarlı kılar, hem de öznelliğimizi bir gerçeklik, gerçekliğin bir parçası olarak üretiriz.

İktidar oluşumları ve sermaye akımları, gerçekliğin kolektif üretimine musallat olarak, onu sakatlar, sömürür ve kendilerinden kaçan bütün üretimleri tekrar kendi bedenlerine sabitlemeye çalışırlar. Dolayısıyla, iktidarın ve sermayenin müdahaleleri daima ikincildir. Kodlama ve aksiyomatik daima kendisinden kaçan şeyle tanımlanmalı ve düşünülmelidir.

27 Eylül 2014 Cumartesi

Çokaşklılık, Cinsellik, Üreme, Cinsiyet ve Arzu

27 Eylül 2014
Cumartesi

Etik Sürtük
"Cinsellik, üremenin hizmetindeki bir vasıta değildir, bedenlerin üremesi, bilinçdışının bir öz-üretimi olarak cinselliğin hizmetindedir." (Deleuze&Guattari, Anti-Ödipus, 149, BS). En azından belli bir şekilde, çokaşklılık cinsellik ve üreme arasındaki bağı büyük oranda gevşetiyor. Ama şüphesiz bu yeni bir haber değil. Tekaşklılığın çağdaş biçimleri de, örneğin Avrupa ülkelerinde, zorunlu olarak üreme işlevi olarak tanımlanmış bir cinsellik deneyiminin ötesine geçiyordu.

Etik Sürtük, çoğul bir cinsellik deneyimini "etik" bir problem olarak formüle etme konusunda güçlü bir zemin kuruyor. Ahlaklılık/ahlaksızlık -bir normatif yasa ve ihlali olarak anlaşılan- ikilemini, "yaşamı kurma tarzı ve kendine etkin dikkat" olarak etik bir perspektifle alaşağı ediyor. Fakat görünen o ki, çokaşklılık "egoların sözleşmesel ilişkileri"nin eklemlenmesi olarak anlaşıldığı müddetçe, kapitalist öznellik üretiminin ürünü olarak bireyin oluşumundan -ve onun cinsiyet kimliğinin üretimininden- ayrılmak konusunda kendiliğinden bir radikal kapasite sunmuyor. Daha ziyade salt çokaşklılık durumunda ilişkiler şöyle tahayyül ediliyor gibi: Erkek heteroseksüel ego + kadın biseksüel ego + erkek trans ego + kadın heteroseksüel ego + erkek biseksüel ego + ... Burada "+"lar tam olarak liberal sözleşme rasyonalitesine tekabül ediyor. Ve toplama mantığının ilişki tarzı, ilişkilendirdiği öğelerin doğalarında dönüşüm yaratmak yerine onları olduğu gibi bırakıyor: Bugün bu kadınla birlikte olurum, yarın şu erkekle, ertesi gün şu transla vs.